top of page
IMG_8724.jpeg
aslı_edited.jpg

TADIMLIK:

 

Son Bir Åžans Kasabası’nda sıradan bir akÅŸamdı. Son Çıkış Hanı yine ülkenin dört bir yanından gelmiÅŸ adamlarla dolmuÅŸtu. SoÄŸuk, isli biralarla aÄŸzına kadar dolu sürahileri görünce, modern ya da antik çaÄŸlardan kalma silahlarını Han’a giriÅŸte teslim etmek zorunda kalmaktan ÅŸikayet etmeyi kesmiÅŸlerdi.

​

Tezgahın arkasında, sıra sıra içkinin önünde görmüÅŸ geçirmiÅŸ ve belalı haliyle dikilen han sahibi Kırmızı, masalara doÄŸru dizgininden boÅŸanmış gibi koÅŸturan adamlara küçümsemeyle baktı. Silahlarını emanet almasa, sabaha kalmaz vahÅŸiler gibi birbirlerini haklayacaklarından ÅŸüphesi yoktu. HoÅŸ, bir sakıncası da yoktu Kırmızı açısından, ama hepsinin Ormandaki’nin gazabına uÄŸramasını yeÄŸliyordu.  

​

Tezgâha bir yumruk indirirken yılların çatallaÅŸtırdığı sesiyle “HoÅŸt!” diye bağırmamak için güçbela tuttu kendini. Bu adamları bekleyen korkunç akıbeti bilse de, zerre merhamet yoktu kalbinde. Bütün baÅŸlar kendisine çevrilince, arkasındaki büyük harflerle yazılı tabelayı, gözden kaçacak gibi durmasa da, iÅŸaret etti: “Sadece içki ve yahni servisi vardır.” Erkek cinsinden oldukları ve bütün uyarılara raÄŸmen Son Åžans Kasabası’na geldikleri için kıtakıllılıkları tescillendiÄŸinden eklemek ihtiyacı hissetti. “Yani garsonlardan ahlaka mugayır bir ÅŸey istemeye kalkmayın. Aksi takdirde, Ormandaki’nden önce ben yollarım sizi Tahtalıköy’e,” dedi ve kırmızı kemerindeki delikleri iÅŸaret ederek ekledi, “Bu deliklerin her biri bir leÅŸ için açıldı, boÅŸ atmıyorum yani, biline.” Eliyle kışkışlar gibi bir hareket yapınca han kulak tırmalayan bir erkek gürültüsüyle doldu. Yahni tabaklarıyla dolu tepsileri kucaklamaya baÅŸlayan kızlara, “Unutmayın,” dedi, “gecenin sonunda sadece ve sadece piÅŸman olanlardan para alacaksınız.” Sonra onları da müÅŸterilere doÄŸru kışkışladı. Yumruk yaptığı elleri tezgahın üzerinde, gözlerini misafirlere dikti.

​

© 2035 by Elijah Louis. Powered and secured by Wix

bottom of page