Bir süredir masallarla haşır neşirim. Sadece farklı coğrafyalardan masalları değil, birçok masalın yetişkin ve çocuklar için yapılmış uyarlamalarını da ısrarla okuyorum. Şu sıralar Bavyera Kültür Bakanlı bursuyla Villa Concordia Bamberg'in misafiriyim ve tabii ki Grimm Masalları üzerine çalışıyorum.


TADIMLIK:
Son Bir Şans Kasabası’nda sıradan bir akşamdı. Son Çıkış Hanı yine ülkenin dört bir yanından gelmiş adamlarla dolmuştu. Soğuk, isli biralarla ağzına kadar dolu sürahileri görünce, modern ya da antik çağlardan kalma silahlarını Han’a girişte teslim etmek zorunda kalmaktan şikayet etmeyi kesmişlerdi.
Tezgahın arkasında, sıra sıra içkinin önünde görmüş geçirmiş ve belalı haliyle dikilen han sahibi Kırmızı, masalara doğru dizgininden boşanmış gibi koşturan adamlara küçümsemeyle baktı. Silahlarını emanet almasa, sabaha kalmaz vahşiler gibi birbirlerini haklayacaklarından şüphesi yoktu. Hoş, bir sakıncası da yoktu Kırmızı açısından, ama hepsinin Ormandaki’nin gazabına uğramasını yeğliyordu.
Tezgâha bir yumruk indirirken yılların çatallaştırdığı sesiyle “Hoşt!” diye bağırmamak için güçbela tuttu kendini. Bu adamları bekleyen korkunç akıbeti bilse de, zerre merhamet yoktu kalbinde. Bütün başlar kendisine çevrilince, arkasındaki büyük harflerle yazılı tabelayı, gözden kaçacak gibi durmasa da, işaret etti: “Sadece içki ve yahni servisi vardır.” Erkek cinsinden oldukları ve bütün uyarılara rağmen Son Şans Kasabası’na geldikleri için kıtakıllılıkları tescillendiğinden eklemek ihtiyacı hissetti. “Yani garsonlardan ahlaka mugayır bir şey istemeye kalkmayın. Aksi takdirde, Ormandaki’nden önce ben yollarım sizi Tahtalıköy’e,” dedi ve kırmızı kemerindeki delikleri işaret ederek ekledi, “Bu deliklerin her biri bir leş için açıldı, boş atmıyorum yani, biline.” Eliyle kışkışlar gibi bir hareket yapınca han kulak tırmalayan bir erkek gürültüsüyle doldu. Yahni tabaklarıyla dolu tepsileri kucaklamaya başlayan kızlara, “Unutmayın,” dedi, “gecenin sonunda sadece ve sadece pişman olanlardan para alacaksınız.” Sonra onları da müşterilere doğru kışkışladı. Yumruk yaptığı elleri tezgahın üzerinde, gözlerini misafirlere dikti.